Tilki ile Yılanın Arkadaşlığı

Günlerden  bir gün tilki ile yılan arkadaş olurlar.

Bir zaman sonra yolda giderken bir nehire rastlarlar. Tabi nehirden karşıya geçmek gerek. Yılan, kara yılanı olduğundan yüzme bilmez. Tilkiye,  karşıya geçerken kendisini de geçirmesini rica eder. Ben senin boynuna dolanırım, böylece  birlikte geçeriz der.

Tilki yılanı iyi tanıdığı için bu öneriye pek de  yanaşmak istemez.

Ama karşıya  geçmek  zorunda olan yılan ısrarlıdır.  Yemin billah eder. Tilkiye bir zarar vermeyecegi konusunda söz verir, aksi taktirde kendisinin de boğulacağını anlatır.

Yılanın çaresizliğine acıyan tilki;

- Gel öyleyse  yılan kardeş! boynuma dolan, der.

Ve nehre girer. Tam nehrin ortasında yılanın yılanlığı tutar ve tilkinin boynunu sıkmaya başlar.

Durumun ciddiyetini anlayan tilki;

-Yapma yılan kardeş! Bu benim kaderimmiş demek ki.. tamam ama burada sıkarsan ikimiz de boğuluruz. Sabret!..  Sen nasıl olsa boynumdasın kıyıya çıkalım. Orada istediğini yaparsın.  Hiç olmazsa sen kurtul!..

Öneriyi makul bulan yılan zor da olsa kıyıya kadar sabreder.

Kıyıya çıkınca tilki;

- Yılan kardeş sana bir önerim daha var. Bizde idama gidene bile son sözünü sorarlar. Son sözümü sormayacak mısın?

- Nedir son sözün? diye sorar yılan.

- Bak yılan kardeş, bu kadar dostluğumuz oldu. Nasıl olsa benim sonum senin elinde…

Sabrı tükenen yılan;

- Söyle artık dayanamıyorum, diye çıkışır.

Tilki;

-Yılan kardeş,  artık madem yolumuz burada ayrılıyor.. daha görüşemeyeceğiz. geç karşıma da seni şöyle yanaklarından bir öpeyim!

Pek inanmasa da kurbanının son isteği olduğundan kabul eder. Karşısına geçip kafasını uzatır.

Kurnazlığı ile dillere destan olan tilki,  yılanın uzanan kafasını kaptığı  gibi yere çarpar.

Beli kırılan yılan upuzun yere serilir. Suçlu suçlu tilkiye bakar.

Tilki;

- Bak dostum! der.  Ben eğri büğrü dost istemem..  Böyle dosdoğru olacaksın!

Bu hikayeyi bir de şöyle anlatırlar..

Bir tilki ile yılan arkadaş olur ve birlikte yolculuğa çıkarlar. Bir ırmağın kenarına geldiklerinde yılan, tilkiye:
- Tilki kardeş, ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da, karşı kıyıya beraber geçelim, der.
Tilki, arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan, tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar. Karşı kıyıya vardıklarında yılan:
- Tilki kardeş, ben seni sokacağım, deyiverir. Neye uğradığını şaşıran tilki;
- Yılan kardeş, biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma almasam ırmağı geçemezdin, diye ne kadar dil dökmeye çalıştıysa da yılan hiç oralı olmaz ve:
- Bu benim huyum. Sokmak benim yapımda var, der. Bunun üzerine, tilki bir an durur, sonra yılana:
- Peki yılan kardeş, der. Sok, ne yapalım. Bu benim kaderimmiş. Yalnız, yüzüme yakından bir defacık bak ki, ölmeden önce o güzel gözlerini son bir defa göreyim.
Bu sözlere aldanan yılan, başını uzattığı anda, tetikte duran tilki, derhal atılıp, yılanın başını koparıverir. Sonra da, ölen yılanı ırmağın kenarında, kumların üzerine boylu boyunca uzatır ve kendi hilesine kurban giden arkadaşına şöyle der:
- Yok yılan kardeş! Ben eğri büğrü arkadaş istemem! Benimle arkadaş olacaksan böyle dosdoğru olacaksın!

1 Yorum

İsimsizEylül 10th, 2009 11:09

Çok güzel :)

Yorum Yapın

Mesajınız