Denizden Katreler

Aşure günü

Allah katında ayrı bir yeri olan, on peygamberine on çeşit ikramda bulunduğu  rivayet edilen “Hicrî Sene”nin ilk ayı olan “Muharrem ayının 10. Günü”dür.

K.Kerim’de Fecr Suresi’nin ikinci ayetinde geçen “On geceye yemin olsun”  ifadesine, bazı tefsirlerimizde bu on gecenin, Muharrem’in onuna kadar geçen gece olduğu olarak açıklanmaktadır.(1) Açıklamalara göre Allah c.c bu gecelere yemin ederek kudsiyetini ve bereketini bildirmektedir denilmekte..

Aşere kelimesinin anlamı Arapça’da “on” demektir. Muharrem Ayı’nın onuncu gününe denk geldiği için bugüne Aşure günü denilmektedir. Hadislerde  geçtiğine göre ise bugüne aşure denilmesinin hikmeti, Allah’ın lutfuna mazhar olan On peygamberin başından geçen olağanüstü on olaydır.

Bu olaylar:
1.Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesinin Âşura Günü kabul edilmesi.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisinin Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemesi.
3. Hz. Yunus (a.s.)’ın balığın karnından Âşura Günü kurtulması.
4. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail’in o gün dünyaya gelmesi.
5.Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözlerinin o gün görmeye başlaması.
6. Hz. Yusuf’un kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılması.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesinin o gün kabul edilmesi.
8.Allah c.c, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan edip,  denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmesi.
9. Hz. İsa (a-s.)’ın o gün dünyaya gelişi ve o gün semâya yükseltilmesi.
10. Hz. Eyyûb (a.s.)’ın hastalığından o gün şifaya kavuşması.(2)

Aşûra günü, Nuh a.s’dan dan itibaren, ehl-i kitap, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim a.s’dan beri mukaddes bir gün olarak bilinen ve oruç tutulan bir gündür.
Peygamberimiz  sav Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrenip,
“Bu ne orucudur?” diye sorduğunda;
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah sav de: “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Hazret-i Âişe r.a’dan gelen bir rivayetde:
“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirdi ve başkalarına da emretti.
Hz. Âişe r.a’ın  belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü de Âşura gününde değiştirilirmiş.
Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Rasulullah sav Ramazan orucu farz kılınınca Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” (Buhari, Savm: 69)
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu nafile  bir oruç olarak kalmış oldu.

Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu: “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.(5)
Peygamberimiz: “Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”(6)
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur(7) buyurmaktadır.

Bu günde herkes imkânına göre  ikramda bulunur;  Peygamber efendimiz: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(8)buyurmaktadır.

Resulullah sav’in  torunu Hazret-i  Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Emevi Halifesi Yezid, onun Kufe valisi İbni Ziyad döneminde,  Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da H. 61 yılının 10 Muharrem günü şehit edilmiştir. 10 Muharrem aynı zamanda bu üzücü olayın da yıl dönümüdür.

Muharrem Ayı’nın bu günlerinde, Nuh as’.ın gemisindeki tüm çeşitlerin birleşmesi ile yapılmış yemeğe isnad edilen “aşure” ismi ile bildiğimiz tatlının, pişirilip ikramı adet olarak devam etmektedir.

1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) İbni Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savm: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8)et-Tergîb ve’l-Terhib, 2:116.
9)www.islamiyet.gen.tr

Aşure

asureMalzemeler:
2     su bardağı aşurelik buğday
1/2  su bardağı kuru fasulye
1/2  su bardağı  nohut
bir avuç kadar pirinç
100 gr    tatlı badem
100 gr.   çekirdeksiz kuru üzüm
100 gr    kuru kayısı
100 gr.   kuru incir
50 gr.     minik siyah kuş üzümü
50 gr.     dolmalık fıstık
1/2 fincan gül suyu
1   elma
1   portakal
2-3 dilim   portakal kabuğu
8-10 adet  kuru karanfil
2  su bardağı toz şeker
isteğe göre vanilya
100 gr.       kavrulmuş fındık
pişirmek için su, isteğe göre 1 bardak süt

üstünü süslemek için:
tarçın, hindistan cevizi, kavrulmuş fındık, ceviz, nar taneleri, minik kuşüzümü, antepfıstığı vb.

Yapılışı:
buğday, kuru fasulye, nohut iyice yıkanıp, akşamdan ıslanır. hepsi ayrı ayrı haşlanır.
buğday iyice çatlayıp açılınca buğdayın yarısı kepçe ile alınır. robottan geçirilerek tenceresine geri boşaltılır. haşlanmış olan kuru fasulye ve nohut, pirinç de bu tencereye ilave edilir. birlikte pişirilmeye başlanır.  iyice pişince şekeri, soyulup doğranmış elma, portakal,  kuru üzüm, kuru kayısı, karanfil, ıslatılıp kabukları soyulmuş badem,  ilave edilir. ara ara karıştırılarak pişirmeye devam edilir.
ateşten almadan biraz önce küçük küçük doğranmış incir, portakal kabuğu rendesi, vanilya, gül suyu, kavrulmuş fındık ilave edilir.
piştikten sonra yarım saat kadar dinlendirilirdikten sonra kaselere paylaştırılır. isteğe göre yukarıda önerilen malzemelerle üzerleri süslenilir.
afiyet olsun.

Hayırlı Bayramlar

bayram003

Tüm sevdiklerinizle birlikte sıhhat ve afiyetle nice bayramlara..

Neme Lazım

“Bana ne”, ” Beni ilgilendirmez”, ” Neyime lazım” anlamında kullanılan bu sözcük;
Olaylar, görevler, haksızlıklar vb. karşısında duyarsızlık;  Aman bulaşmıyayım üstüme kalır; bana iş düşmesin fikriyle mesuliyetlerden kaçış; neme lazımcılık  denilen “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” felsefesinin temel fikridir.

Kanuni Sultan Süleyman ve Yahya Efendi arasında geçen ve günümüme kadar anlatılagelen bir hikayesi vardır:
“Kanuni Sultan Süleyman, dünya hakimi olan devletin akıbetini hayal eder; günün birinde Osman oğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı diye derin derin düşünmeye başlar.
Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi`ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder.
Mektubu keşfine inandığı Yahya Efendi’ye gönderir. `Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osman oğulları`nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlale uğrar mı?`
Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendinin cevabı çok kısa ve açıktır: `Neme lazım be Sultanım!`
Topkapı Sarayında bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez. Yahya Efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez.
Söylenmeye başlar: `Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?’
Nihayet kalkar, Yahya Efendinin Beşiktaş`taki dergahına gelir. Sitem dolu sorusunu tekrar sorar: `Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!`
Yahya Efendi duraklar: `Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.`
`İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece neme lazım be sultanım demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum` der yüce sultan.
`Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de neme lazım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa. Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür.
Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir?.` der.” 

Hak şerleri hayr eyler

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin güzel bir şiiridir:

Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen Hakk’ a tevekkül kıl
Teslîm ol ve rahat bul
Her işine râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Deme şu niçin şöyle
Yerindedir ol böyle
Bak sonuna seyr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hep işleri fâiktir
Birbirine lâyıktır
Neylerse muvâfıktır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen adli zulüm sanma
Teslîm ol oda yanma
Sabr eyle sen usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Dilden gamı dûr eyle
Canınla huzur eyle
Tevfiz-i umûr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hakk’ın olucak işler
Boştur gam u teşvişler
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Sen halk ile yarılma
Bu nefs ile hem kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hiç kimseye hor bakma
İncitme gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hoş sabr-ı cemilimdir
Takdîr-i kefîlimdir
Allah ki vekîlimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hallâk-ı rahîm oldur
Rezzâk-ı kerîm oldur
Fa’âl-i hakîm oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her kuluna her anda
Geh kahr ü geh ihsanda
Her anda o bir şânda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geh kalbini boş eyler
Geh hulkunu hoş eyler
Geh ışkına dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her dilde anın adı
Her canda anın yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Nâçâr olıcak yerde
Nâgâh açar ol perde
Derman eder her derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Az ye az uyu az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahi olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her dem anı fikr eyle
Zîrekliği koy şöyle
Hayranlığı bul söyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut ânı bul
Koy gafleti hazır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her sözde nasihat var
Her şeyde ne zînet var
Her işte ganimet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Hep remz-ü işârettir
Hep remz-ü beşârettir
Hep ayn-ı inâyettir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Her söyleyeni dinle
Ol söyledeni anla
Hem eyle kabul-i canla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Bil elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkı
Öğren edeb ü hulkı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

Vallahi güzel etmiş
Billahi güzel etmiş
Allah görelim n’etmiş
N’etmişse güzel etmiş

Yunus Emre der ki:

“Kimseyi düşman tutmayız, ağyar dahi yardır bize.
Nerde ıssızlık varsa, mahalle ve şardır bize.
Adımız miskindir bizim, düşmanımız kindir bizim.
Biz kimseye kin tutmayız, kamu âlem birdir bize.”

“Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılanı severiz
Yaradandan ötürü…”

Etimek Tatlısı

Malzemeler:
- 1 paket tuzsuz etimek
- 2 bardak şeker- 2 bardak su- krem şanti
- 1,5  lt. kadar  süt
- 1/2 paket kadar margarin
- 2 yemek kaşığı mısır nişastası+ 1 yemek kaşığı un ya da 3 kahve fincanı un
- 8 yemek kaşığı şeker
- vanilya- damla sakızı
- Krem şanti:   1-2 poşet krem şanti tarifine göre hazırlanır.

    - Etimekleri ıslatmak için Şerbet: 2 su bardağı şekerin, 2 kaşık kadarı bir susuz tencerede kısık ateşte karamilize edilerek kavrulur.  ayrı bir tencerede  şekerin geri kalanının  üzerine 2 su bardağı su  ilave edilip  karıştırılıp kaynatılır. sonra ikisi birleştirilir. eriyene kadar karıştırılır.
    - Muhallebisi:  margarinle 1 yemek kaşığı un kavrulur. 2 yemek kaşığı mısır nişastası,  1 yemek kaşığı şeker, vanilya, damlasakızı 1 lt. süt katılarak topaklanmaması için sürekli karıştırılıp kıvamına gelene dek pişirilir. mikserle
    çırpılır.
    ve en son olarak da :
    - 1 paket tuzsuz etimekler sıra sıra  yayvan bir borcama dizilir.
    -  hazırlanan şerbetle ıslatılır.
    - topaklanmasın diye devamlı karıştırarak pişirilen muhallebi soğuyunca şerbetlenmiş etimeklerin  üstüne yayılır.
    - süt  ile karıştırılıp tarifine göre hazırlanmış olan 1-2 poşet krem şanti  de yayılır.
    üstü fıstık,  hindistan cevizi vb. malzemelerle  süslenir.

    İbadetlerimiz makbul, bayramımız mübarek olsun..

    bayram39ki0

    Bayram’ım imdi

    N’oldu bu gönlüm, n’oldu bu gönlüm
    Derd-ü gâm ile doldu bu gönlüm…
    Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm,
    Yanmada dermân buldu bu gönlüm…

    Yan ey gönül yan, yan ey gönül yan,
    Yanmada oldu derdine dermân…
    Pervâne gibi, pervâne gibi
    Şem’ine aşkın yandı bu gönlüm…

    Gerçi ki yandı, gerçi ki yandı
    Rengine aşkın cümle boyandı…
    Kendinde buldu, kendinde buldu
    Mâtlubunu hoş buldu bu gönlüm…

    Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi,
    Yâr ile bayram ederler şimdi…
    Hâmd-ü senâlar, hâmd-ü senâlar
    Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm…

    Hacı Bayram-ı Veli

    Bugün Bayram

    sen gittin gideli
    içimde öyle bir sızı var ki
    yalnız sen anlarsın
    sen şimdi uzakta
    cennette meleklerle
    bizi düşler ağlarsın

    bugün bayram
    erken kalkın çocuklar
    giyelim en güzel giysileri
    elimizde taze kır çiçekleri
    üzmeyelim bugün annemizi

    sen yaz geceleri
    yıldızlar içinden ara sıra
    bize göz kırparsın
    sen soğuk günlerde
    kalbimi ısıtan en sıcak anımsın

    bugün bayram
    çabuk olun çocuklar
    annemiz bugün bizi bekler
    bayramlarda hüzünlenir melekler
    gönül alır bu güzel çicekler

    barış manço