Denizden Katreler

Tavada Fos Ekmek

  • 1 şişe maden suyu,
  • 1 su bardağı su,
  • 1 yemek kaşığı pekmez,
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı,
  • 1 tatlı kaşığı tuz,
  • 1,5 tatlı kaşığı kuru maya, (instant maya veya yaş maya da olabilir)
  • yaklaşık 5 su bardağı un. ( un çeşitlerine göre miktar değişebilir)

Tavada Mini Ekmek Yapılışı

Sıvı olan malzemelerin tümü, yoğurma kabının içerisine alınarak karıştırılır.

Maya ve 4 bardak un ilave edilerek, hamur yoğurulmaya başlanır.

Kalan un da kontrollü olarak eklenip, yumuşak, ele yapışan kıvamda bir hamur yoğurulur.

Yoğurulan hamur 1,5 saat kadar ılık bir ortamda dinlendirilir ve tekrar yoğurulur.

Tekrar mayalanmaya bırakılır ve hamur kabardıktan sonra, yumurta boyutlarında parçalar kopartılır.

Hazırlanan bezeler, zemin ve hamurun üzeri unlanarak çay tabağı büyüklüğünde açılır.

Açılan hamurlar, üzeri pamuklu bez ile örtülerek 20 dakika kadar daha dinlendirilir.

Kızmış olan tavanın içerisinde orta ateşte pişmeye bırakılır.

Tavanın boyutuna göre aynı anda bir kaç ekmek pişirilebilir.

http://kakulelimutfak.com/tavada-mini-ekmek.html

Çıtır Börek

Malzemeler

  • 3 adet yufka,
  • 1 yumurta sarısı,
  • 1 su bardağı su,
  • Yarım paket margarin,
  • Çörek otu.
İç malzemesi;
  • 500 gr. lor peyniri,
  • Maydanoz,
  • Kara biber,
  • Kırmızı biber.

Yapılışı:

İç harcı için maydanozlar ince olacak şekilde doğranır.

Peynir ve baharatlarla birlikte bir kasenin içerisinde karıştırılır.

Margarin bir kabın içerisinde eritilir ve üzerine su ilave edilerek karıştırılır.

Yufkalar düz bir zemin üzerinde, aralarına yağlı su karışımından sürülerek üst üste konulur.

Yufkalar önce 2’ye sonra 4’e daha sonra toplamda 16 adet eşit üçgen olacak şekilde bölünür.

Üçgenlerin geniş kısımlarına hazırlanan iç harcından konulur ve rulo şeklinde sarılır.

Sarılan börekler fırın tepsisine yerleştirilerek üzerilerine yumurta sarısı sürülür.

Son olarak, üzerilerine çörek otu serpiştirilip, tepside 15-20 dakika kadar bekletilir.

Önceden ısıtılmış 250° fırında kızarıncaya kadar pişirilir.

Vecizeler:

“Ey can, Kimseyi kırma..! Sözden ağırı yoktur… Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz!..”

“Altını çizdiğiniz cümleler,
Genellikle;
Üstünü çizdiğiniz insanları hatırlatır..”

“Sanma ki taleb-i devlet ü câh etmeye geldik?
Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik… ”

Cah: (Cahe) f. Makam, mansıb. Kadr, itibar.

Her şeyi senin için vâr ettim diyen Rabb’ine;
Her şeyi senin için terk ettim diyebilmektir aşk!


“İnsanın yaşı, ruhunun gençliğine veya ihtiyarlığına bağlıdır. “
Thomas Mann



“Bahaneler hırsızdır, hayallerini çalar.”


“Gitmek isteyenlere kapıyı siz açın, bu nezaketinizi yüzlerine kapatılan her kapıda hatırlayacaklardır!”
C. Murad Gürvil


“Sen müziğe dokunamazsın ama o sana dokunabilir.”


” Dalından düşen yaprak rüzgarın oyuncağı olmaya mahkumdur..”


Lâleye pîr-i sabâdan bu nefes şimdi değil.
Ezelidir bu hevâ vü heves şimdi değil.
Remzi Efendi

“Arapça ve Farsça’yı dilimizden atarsak ‘hiçbir şey’ diyemeyiz. Çünkü ‘hiç’ Farsça, ‘şey’ de Arapça’dır.”
İsmet Özel

“Üç şeyi kötü günlerinde dene; Dostunu, Eşini, Sabrını”

” Gitmişken aklımdan da gitseydin keşke “

“Şikâyetçi, kötü huyludur. İyi huylu şikâyet etmez, tahammül eder.”

“Herkes farklı pencereden bakıp, aynı dünyayı görmek istiyor.”

Yüksekten düşenin parçası bulunurmuş da;
Gönülden düşenin parçası bulunmazmış.

Derler ki;
Aşkın sırları kime görünürse, artık onun varlığı kalmaz. O sevgili de yok olur…

İyi kitap okumayan insanın hiç okumayan insana göre bir avantajı yoktur.
Mark Twain

”Akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından.”
G.Garcia

Ne çok ağladım ben, Bir damla yaş dökmeden…!
Özdemir Asaf

Dert etme, Dua et.

Hayat, Bir balıkçının mırıldandığı gibiydi …
RASTGELE…!

Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silah eğitimdir.
Nelson Mandela

“Noktayı cümlenin sonuna değil tereddüt ettiğin yerde koyacaksın.”

“İnsanlar onlar için ne yaptığınızı anlamazlar…
Siz yapmayı bırakana kadar..”

”İncitmemek” dilin; ”İncinmemek” kalbin susmasıdır.

Kolumuzu Isırarak Saatler Yapardık Küçükken,
Sanki Zamanın Canımızı Acıtacağını Anlarmış Gibi..

Belki de Hayat Misket Oynayan Çocuğun Dediği Gibiydi ;
- Gerçeğine mi Oynuyoruz , Şakasına mı …

“Neyse ki çayın demi var,
Hayatın gamına inat…”

“Modası Geçmeyen Tek Şey Kefendir.. Halen Cebi Yok.. !”

“Görmezden gele gele kör olduk.”

Yüzde ısrar etme, doksan da olur.
İnsan dediğinde, noksan da olur.
Sakın büyüklenme, elde neler var.
Bir ben varım deme, yoksan da olur.

“Akıl fukara olunca Dil ukala olurmuş.”

“Tedbir, tedaviden daha önemlidir.”

Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir:
İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.

Benjamin Franklin

“Hayatta parayla alınamayacak en değerli şey; senin derdini kendi derdi gibi gören ” dost ” tur”

“Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir.”

“Menfaati bitenin, muhabbeti de biter.”

Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir.
Anton Çehov

” Gamzelendi gönül yine, devası ah’ dır.
Gönlü mahzun olanın dostu Allah’ tır…”

“Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ders vermeyi tercih eder.”
E. Le Berquier

“Cesareti olmayanın hep bir bahanesi vardır.”

Hayat üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın…
Neyzen Tevfik

” güven vermedikten sonra,dünyaları versen ne olur…”

İtimadı lütuf sanıp borca sarılma.
Bir gün gelip istenecektir, sonra darılma..

”Canımızı yakanların hepsi canımızdı.”

“Bir soruya alınabilecek en kötü cevap ‘belki’dir.”
Harvey Mackay

Nasipse gelir Hint’ten Yemen’den, Nasip değilse ne gelir elden.

Temiz bir vicdan kadar yumuşak hiçbir yastık yoktur.

İlim servetten üstündür. Çünkü serveti sen korursun; oysa ilim seni korur.

Gönül almayı bilmeyene, yürek emanet edilmez…”

“Deveni sağlam kazığa bağla, sonra TEVEKKÜL et.” H.Şerif

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste..

“Kibirliyle dost olma: hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.”

Şeyh Edebali


Charlie Chaplin’e göre insanın en iyi arkadaşı; aynalardır. Çünkü siz ağladığınızda o asla gülmez.


Zaman sessiz bir testeredir.
Immanuel Kant

“Hakikata ulaştırmayan HOŞGÖRÜ, BOŞGÖRÜdür.”

” Herkes hata işleyebilir, yalnız ahmaklar hatalarında ısrar eder.” Cicero

Minareden düşenin parçası bulunur da
Gönülden düşenin parçası bulunmaz

Seni affedecek kadar olgunum ama tekrar güvenecek kadar aptal değilim.
W.Golding

Dost‬ acı söyleyen değildir. Acıyı tatlı söyleyebilendir.”

“Karıncaların sesini duyan, elbette gönüllerin feryadını da duyar.”

“Dostlarını tanımak mı istiyorsun?.. Hata yap.”

Her şeye canını sıkma ey gönül,
Ne bu dertler kalıcı,
Ne de bu ömür.

Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti,
Nice han nice sultan, tahtı bıraktı geçti,
Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.

Yunus Emre

“Akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından.” G.Garcia

“Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.”
Oscar Wilde

Kula bela gelmez,
Hakk yazmayınca.
Hakk bela yazmaz,
Kul azmayınca.

“Göründükleri gibi olmalıdır insanlar. Eğer değillerse, hiç görünmesinler daha iyi.”
Shakespeare

Gittin mi büyük gideceksin!
Ayrılık‬ bile gurur‬ duyacak seninle…

Can Yücel

Onurlu bir adam, susuzluğunu giderdiği kuyuya taş atmaz.
Amin Maalouf


Yarını iyileştirmenin tek yolu bugün neyi yanlış yaptığını bilmektir.
Robin Sharma


” O beni herhalde sevmiş!
Oysa ben onu her halde sevmiştim.”
Cemal Süreya


Hırs‬ gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır.”


“Ölümsüz aşk‬ istiyorsan , ölümsüze aşık‬ olacaksın.”


En delikanlı mevsimdir kış‬. Yüzüne yüzüne vurur yalnızlığını.
Orhan Veli


“Bütün güçlü erkeklerin bu güçlerini annelerinden aldıklarını herkes bilir… “
Jules Michelet


Âşık der inci tenden, İncinme incitenden..
Kemâlde noksan imiş, İncinen incitenden..
Alvarlı Efe Hz.



“Herkesin üç kişiliği vardır;
ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.”


Unutma‬, sana ışık tutanlara sırtını dönersen; göreceğin tek şey kendi karanlığındır.

Descartes

Hayat‬ üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.
Neyzen Tevfik


“Kimi gittikçe kalır, kimi kaldıkça gider.”
ÖzdemirAsaf‬

Asalet‬; Boyda Değil, Soyda
İncelik‬; Belde Değil, Dilde
Doğruluk‬; Sözde Değil, Özde
Güzellik‬; Yüzde Değil, Yürekte Olur !

“Elimi sıkan herkesle DOST olmadığım gibi, Canımı sıkan herkese de DÜŞMAN olmam.”

“Beklemek güzeldir, ama doğru durakta…” Can Yücel

Öyle bir sihirbazdın ki; beni bile kaybettin.
Cemal Süreya

“İnsan zeka karşısında eğilir; Ama şefkat karşısında diz çöker.. “
Voltaire

“Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.”
Mark Twain

“Dostlarım, çay olsun, demli olmasa da olur.
Siz olun, çay olmasa da olur.”
Nazım Hikmet



Karşıki Pencere

Genç bir çift, yeni evlerine taşınmışlar.

- Sabah kahvaltı yaparlarken, karşı komşu da çamaşırları asıyormuş
Kadın kocasına
- Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş.

Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını her gördüğünde aynı yorumu yapmayı sürdürmüş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın şaşkınlıkla, bak demiş kocasına:

- Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?

Kocası uzun uzun karısına baktıktan sonra cevap vermiş:
- Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizin camlarını sildim!

Nasıl Yani!

Yaşını başını almış iki eski arkadaş hanımefendi yolda karşılaşmışlar. Hal hatır sormuşlar.

Sıra çocuklarına gelmiş.
“Senin oğlan nasıl, evlendi mi?” diye sormuş biri,
“Evlendi” demiş öteki, “evlendi ama ah, sorma,
öyle bir gelin çıktı ki, felâket!..

“Sabahtan akşama çalışıyor,
evde doğru dürüst yemek pişmiyor,
yorgun olduğu zaman oğluma yemek pişirttiriyor.

Bazen sabah kahvaltısını bile oğlum hazırlıyor.
Ne dikiş var, ne ütü.
Bir kadın bulmuş, bütün işi ona yaptırtıyor.
Evde prensesler gibi oturuyor,
oğlum için özel hiçbir şey yapmıyor, çok üzgünüm, çok…”

“Vah vah” demiş arkadaşı, “peki kızın nasıl, o da evlendi mi?”…

“O da evlendi” demiş arkadaşı,
“ama o çok mutlu, öyle iyi bir damadım var ki,
kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor.
Kızım çalıştığı için çok yoruluyor, çoğu akşam,
yemekleri beraber pişiriyorlar, hatta bazen damadım hazırlıyor.
İnanır mısın öyle iyi bir çocuk ki tatil günlerinde kahvaltısını kızımın yatağına götürüyor.

Bir kadın bulmuşlar, evin bütün işlerini o yapıyor,
kızım evde hiç yorulmuyor, prensesler gibi oturuyor,
kocası da ondan iş beklemiyor, çok memnunum, Çooookkkk“

Bir babanın evlenmek üzere olan oğluna tavsiyesi

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.

“Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş… Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.

Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: “Ne görüyorsun?”

Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.

“Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.

Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.

Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. ”

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:

“Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır.

Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler.

Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar.

Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.

“Asıl ders bu değil!” dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.

“Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak…

İkisinde de bir tat yok ” Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. “İçmek istersin herhalde” dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.

“Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi…

Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.”

Hayatın Anlamı?

Hayatın Anlamı;

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı ….
Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş….
Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş….
Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş….
Köy, kasaba,ülke dolaşmış, bu arada zaman da durmuyor tabii ki ….
Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona
“Şu karşı ki dağları görüyor musun? orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git,
belki o sana aradığın cevabı verebilir. ” demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam.
Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş ….
Bilge :
” sana bunun cevabını söylerim, ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş ….
Adam kabul etmiş….

Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağ doldurmuş.
” Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel . Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin,
eğer bir damla eksilirse kaybedersin….”

Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş ….
Bilge bakmış:
“Evet demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?”

Adam şaşkın….
“Ama, “demiş” ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki ….

“Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun, kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel ”
demiş bilge…

Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü….
Geri geldiğinde bilge, adama:
“Bahçe nasıldı?” diye sormuş ….
Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış….

Bilge gülümsemiş ,
“Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış.” demiş ve eklemiş
“Hayat senin bakışınla anlam kazanır ; ya sadece bir noktayı görürsün,
hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın …. Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında
hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır.

“Hayatının anlamı senin bakış açında gizlidir”…

Eflatun’a sormuşlar; İnsanoğlunun sizi şaşırtan iki davranışı nedir?

1521897_944442638932435_2408315999796196490_n

Ey Gönül!

eygönül

“Açılmış El, Kabul Olmuş Duadır.”

Açılmış el kabul olmuş duâdır

“Açılmış El, Kabul Olmuş Duadır.”