Denizden Katreler

Rabbena hep bana

bencillik duası. başkalarının da hakları olabileceğini hiç hesaba katmadan davranma. açgözlüllük.
alternatifi:
olma keser gibi hep bana.
olma rende gibi hep sana.
ol testere gibi bir sana bir bana.

Tahir Efendi Bana Kelb Demiş – Hiciv

Tahir Efendi bana kelb *demiş,
İltifatı bu sözde zahirdir.
Mâlik’i mezhebim benim zira,
İtikadımca kelb Tahirdir.”
(Nef’î hiciv ustası)
*

Tahiru’l-Mevlevi Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaparken, okula yeni bir edebiyat öğretmeni daha tayin edilir. Yeni hoca gençtir, biraz da ukalacadır. Adı da SADIK’tır. Tahiru’l-Mevlevi’ye durmadan takılır…

Bir dönemin soylularından Tahir Efendi’nin şair Nef’î’ye “kelb” diyerek sataşmasına ve Nef’i'nin buna verdiği tarihe geçen -yukarıdaki- cevabi dörtlüğüne atıfta bulunarak,

- Yahu hoca, der, şu kelbin (köpeğin) tahir (temiz) olup olmadığı hâlâ vuzuha kavuşmadı mı?

Bir, iki, üç, derken…, yine bir gün kalabalık bir davetli kitlesinin önünde aynı münasebetsiz soruyu sorar…

Tahiru’l-Mevlevi’nin artık “sabır çanağı” taşmıştır…  O meşhur cevabını yapıştırır:

- Kelbin tahir olup olmadığı el’an meşkük… Ammaaaa!..  Kelbin “SADIK” olduğunda şüphe yok! der.

İş inada bindi – Fıkra

yörük bir bektaşi, aylardan ramazan. yatsı vakti. oğlu ve sürüsü ile dağlardan inerken yolu bir caminin önüne düşer.
o sırada cemaate gidenlerle karşılaşır, selamlaşır.
cemaatten bazıları:
“- sen de gel” diye onu da namaza davet ederler.
” gideyim ne olacak!.. alt tarafı bir vakit namaz, olsa olsa birkaç dakikamı alır, kılıvereyim de öyle gideriz ” der ve sürülerin başına oğlunu bırakır, içeri girer.
imam ve cemaat başlar namaz kılmaya. o da katılır. hayatında ilk namaz kılışıdır!..
düşündüğü gibi değildir. malum olduğu üzere aylardan ramazan. vakit yatsı. yatsı namazı, ardından teravih, vitir derken.. **
yörüğe namaz uzadıkça uzuyor gibi gelir.. her selamdan sonra namazın bitişini ümidle bekler.. ha bitti ha bitecek. bir türlü bitmez… bu sefer tamam dedikçe içinden.. imam kıldırmaya devam eder!
bir türlü namazın bitmediğini görünce, bir ara caminin kapısından bir fırsatını bulup başını çıkarır ve oğluna seslenir:
“- oğul, sen sürüye mukayyed ol, imamla iş inada bindi!”

Kırma kimsenin kalbini, yapacak ustası yok

Dünyayı dolaştım, Giymedim başıma taç.
Ne zengini tok gördüm, Ne fakiri aç.

Ya Rabbi! Öyle bir fevz-i kanaat ver ki,
Namerde değil,  Merde de eyleme muhtaç.

Şu çeşmenin haline bak.  Su içecek tası yok.
Kırma kimsenin kalbini, Yapacak ustası yok.

Vecizeler- Güzel Sözler

“Gerçek akıllılar için, güzellik de duygulu kalpler için yaratılmıştır.” Schiller

” Hiç kimse kaderinden hızlı değildir.”

” Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.”

“Düşenin dostu olmaz demişler düşte görürsün,
Sen o zaman dostları, düşte görürsün.”

” Her lafa verilecek cevabım vardır lakin önce lafa bakarım laf mı diye; Sonra da söyleyene bakarım adam mı diye…”

Bir insanda olmazsa haya edeb,
Neylesin onu medrese mekteb,
Okusa okusa alim olsa,
Yine merkeb, yine merkeb!

Ehl-i diller arasında aradım kıldım talep,
Her hüner makbul imiş, illa edep… illa edep…

Hekim’e sordular:
-Edebi kimden öğrendin?
-Edebsizden, dedi.

“Bugünü düşünürüm; dün geçti, yarın var mı?
Gençliğe de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?”

“Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider.” C.Bruno

“Düşman isterseniz , dostlarınızı geçmeye çalışınız . Dost isterseniz, bırakın dostlarınız sizi geçsin.” La rochefoucauld

“Aslana ‘orman kralı’ denir; eşek ‘adi’ diye küçültülür. Akıllı âdem odur ki, yük çeken eşeği, adam paralayan aslandan üstün görür.”

” En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizlidir. ” Allen

“Gücüne güvenip zayıfı ezme. Arpa değerindeki o kul, kıyamette koca padişahı yüce mahkemeye götürür.”

“Vicdanlarımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.” Balzac

“Çorak toprakta bitmez sümbül.  Kötülere iyilik, iyilere kötülüktür.”

Âyinesi İştir Kişinin Lâfa Bakılmaz

Divan Edebiyatı Klasik Şiirlerinden sayılan Ziya Paşa’nın veciz eseri Terkib-i Bend’in son kısımlarından:

Âyinesi İştir Kişinin Lâfa Bakılmaz

Dehrin ne safâ var acabâ sîm ü zerinde,
İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde.

Bir reng-i vefâ var mı nazar kıl şu sipihrin,
Ne leyl ü nehârında ne şems-ü kamerinde.

Seyr etti hevâ üzre denir taht-ı Süleyman,
Ol saltanatın yeller esti şimdi yerinde.

Hürr olmak eğer ister isen olma cihânın,
Zevkinde safâsında gamında kederinde.

Canân gide rindan dağıla mey ola rîzân,
Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde.

Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bi’l-farz,
Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde.

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim,
Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde.

Onlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât,
Bin türlü teyessüb bulunur hânelerinde.

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

Ben her ne kadar gördüm ise ba’zı mazarrât,
Sâbit-kademim yine bu rey üzerinde.

İnsâna sadâkat yakışır görse de ikrâh,

Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah.

******

Sen Herkesi Kör, Âlemi Sersem mi Sanırsın

Her şahsın hârim-i Hakk’a mahrem mi sanırsın,
Her tac giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın.

Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
Âdem görünen harları âdem mi sanırsın.

Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar,
Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın.

Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddi,
Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın.

Kibre ne sebep yoksa vezîrim diye gerçek,
Sen kendini düstûr-i mükerrem mi sanırsın.

Ey müftehir-i devlet-i yek rûze-i dünya,
Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın.

HâlÎ ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan,
Sen zatını bu âleme elzem mi sanırsın.

En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın.

Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın,
Ey gonca bu cem’iyyeti her dem mi sanırsın.

Na-merd olayım çerhe eğer minnet edersem,
Cevrinle senin ben keder etmem mi sanırsın.

Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’tır,
Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacaktır.

Ziya Paşa

Güller Sünbüller – ilahi

Bestesi Sebilci Hüseyin Efendi’ye ait bir ilahi.

Güller sünbüller
Öter bülbüller
Divane diller
Mevlayı özler

Hu diyen canlar
Canda cananlar
Aşkla yananlar
Mevlayı özler

Pervane nare
Deme ağyare
Mest olan yâre
Mevlayı özler

Zikreden zakir
Şükreden şakir
Aşkı bu fakir / Daim bu fakir
Mevlayı özler

Yüreği yanan
Allahı anan
Tevbeyle yunan
Mevlayı özler

Emin ver bana
Niyazım sana
Yüreğim yana
Mevlayı özler

Tuti-i mucize-guyem ne desem laf değil

Itri tarafından bestelenmiş olan, Nefi’nin harika güzellikteki bir gazeli.

Tuti-i mucize-guyem ne desem laf değil
Çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil

Ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil

Yine endişe bilür kadr-i dür-i güfarım
Rüzgar ise deni dehr ise sarraf değil

Girdi miftah-i der-igenc-i maani elime
Aleme bezl-i güher eylesem itlaf değil

Levh-i mahfuz-i sühandir dil-i pak-i nef’i
Tab’-i yaran gibi dükkançe-i sahhaf değil

Ramazan geldi hoş geldi

ramazan10027_full_init__1_

bu cuma günü başlıyor.