Denizden Katreler

Doğal Antibiyotik

Böbrek taşı düşürme, İdrar yolları rahatsızlıkları, sistit, Kadınsal hastalıklar…a, kilo vermek isteyenlere şifa ….

Doğal antibiyotik tarifi Gerekli maddeler:

  • – 250 gram maydanoz sapı
  • – 250 gram limon kabuğu
  • – 250 gram bal
  • – 200 ml zeytin yağı 1 su bardağı kadar

Hazırlama metodu:

Maydanoz kökünü/ sapını çok küçük parçalara kesin ve limon kabuğu, bal ve zeytin yağı ile birlikte blender içine koyun. Bulamaç karışımına gelene kadar malzemeleri iyice karıştırın. Karışımı buzdolabında saklayın.

Alınma şekli:

Her sabah kalkınca bir çorba kaşığı tüketin. Karışımı bitirdikten sonra bakteriler yok olacak.

Not:Balı güvenilir bir arıcıdan satın alın.Limonun kabuğunu karbonatlı suda iyice yıkayın. Ayrıca, maydanozu kökünü kullanmadan önce iyice yıkayın.

Faydaları:

Kadınların vajinal akıntılarında, sistit, idrar yolu enfeksiyonu, sırt ağrısı, idrarda kan görme, böbrek taşı düşürme gibi sorunları çözmekte faydalı
Dışarıdan gelen mikrop ve vırüslere karşı etkilidir.
Hiç bir yan etkisi de yoktur.
Limonu hayatımızdan çıkartmayın.

-Alıntıdır-

Cezerye

Malzemeler

1 kg havuç
2 su bardağı toz şeker
200 g fındık
1 su bardağı Hindistan cevizi

Hazırlanışı

Kabuklarını soyduğunuz havuçları bol suda iyice yumuşayıncaya kadar haşlayın.

Suyunu süzüp rendenin küçük tarafı ile rendeleyin. Rendelediğiniz havuçları geniş bir tencereye alın. Üzerine toz şekeri ilave edip havuçlar suyunu çekip şeker tamamen eriyinceye kadar yüksek ateşte karıştırarak pişirin.

Fındıkları un kıvamına gelinceye kadar mutfak robotundan geçirin ve havuçlara ilave edip 2 dakika daha kavurun.

Cezeryeyi geniş bir kaba yayın. Tamamen soğuyup katılaştıktan sonra dilimleyin. Hindistan cevizine bulayarak servis yapın.

Afiyet Olsun.

Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz

‘Ey halden hale çeviren! Halimizi en güzel hale çevir.’

'ey halden hale çeviren! halimizi en güzel hale çevir'

Fırında Donut

Fırında Donut Tarifi

Malzemeler

Hamuru için;

  • Yarım su bardağı ılık süt,
  • Yarım su bardağı ılık su,
  • 50 gram yumuşamış tereyağı veya margarin,
  • 1 paket instant maya (10 gam),
  • 1 tutam tuz,
  • 1 çay bardağına yakın toz şeker,
  • 1 adet yumurta,
  • 3 buçuk su bardağı un (kullanılan su bardağı ölçüsü: 200 ml.).

Üzeri için;

  • 120 gram çikolata (1 buçuk paket sütlü veya bitter),
  • Hindistan cevizi, pasta süsü, ceviz içi, v.b.

Fırında Donut Tarifi

Fırında Donut Yapılışı

Fırında donut hamurunu hazırlamak için gerekli olan ılık süt, ılık su, toz şeker ve maya derin bir kap içerisine alınarak eritilir.
Üzerine yumurta, tereyağı ve bir tutam tuz ilave edilerek karıştırılır.
Elde edilen karışıma azar azar un ilave edilerek güzelce yoğrulur ve ele yapışmayan yumuşak kıvamlı bir hamur elde edilir.
Yoğrulan hamurun üzeri streç film ile kapatılır ve ılık bir ortamda 1 saat kadar mayalanması için bekletilir.

Mayalanan hamur hafif unlu bir tezgah üzerine alınır ve merdane yardımı ile 1 cm kalınlığında açılır (çok ince olmasın).
Açılan hamur su bardağı ile kesilir ve kesilen yuvarlak hamurların ortası küçük yuvarlak bir kalıp ile kesilerek delinir.
Şekillendirilen donutlar yağlı kağıt serili fırın tepsisine yerleştirilir.
Önceden ısıtılmış 180° fırında üzerileri pembeleşinceye kadar pişirilir.
Pişirilen donutlar fırından alınır ve oda ısısında soğumaya bırakılır.

Çaydanlığın içerisine biraz su koyulup ocağın üzerinde kaynatılır.
Su kaynamaya başlayınca ocağın altı kısılır ve çaydanlığın üzerine bir kase yerleştirilir.
Kasenin içerisine el ile parçalara ayrılmış 120 gram çikolata koyulur ve karıştırarak çikolataların erimesi sağlanır (çikolatanın içine su kaçmamasına dikkat edin).
Soğuyan donutların üzeri benmari usulü eritilmiş çikolataya batırılıp çıkartılır ve tepsiye dizilir.
Çikolataya bulanan donutların üzerine arzu edilen süs malzemeleri serpilerek süslenir.
Hazırlanan fırında donut, servis tabağına alınarak servise sunulur.
Bu ölçüler ile 25 adet donut elde edilir.
Kaynak: Kadıncatarifler

Evde Kumaş Boyama ve Kot Boyama

Özellikle koyu renkli kumaşların, çeşitli çevresel faktörlerden dolayı ( güneş, yıkama vs.) zamanla renklerinin solduğu görülür. Sırf renklerini kaybettiği için bu elbiseleri eskidiklerini düşünerek atarız. Oysa, temin edilecek toz kumaş boyaları ile elbiseler boyanabilmekte ve yeni gibi olabilmektedir. Bir kaç ip ucu bilinirse kumaş boyama yöntemleri ile elbiseler eskisinden dahi kalıcı renge sahip olabilecektir.

Kumaş boyası; kırtasiyelerden, aktarlardan, tuhafiye ve manifaturacılardan temin edilebilir. Ancak bu işletmelerde illaki satılacak bir kaide yok çünkü bazılarında artık satılmıyor. İnternet üzerinde kolaylıkla temin edilebilir. Ayrıca, kumaş boyası yanında renk sabitleyici de alınması önerilir. Bu ikisi alındıktan sonra gerek duyulan diğer malzeme ise iki adet kova ( elde boyama için ) yada bir  çamaşır makinası.

Ayrıca kumaş boyama ve kot boyama ile ilgili bir kaç önemli nokta belirtelim;

1-) Boyama işlemi tek renkli giysiler için geçerlidir. Farklı renk ve desenler için daha özel ve beceri isteyen yöntemler vardır
2-) Giysinizi, giysinizin renginden başka bir renge de boyayabilirsiniz. Burada dikkat etmek gereken nokta, seçeceğiniz rengin giysinizin renginden daha koyu olmasıdır. Yani, giysiniz açık mavi ise koyu bir renk seçebilirsiniz ancak koyu mavi ise açık bir renge sağlıklı bir şekilde boyayamazsınız. Fakat, ağartma işlemi kullanarak, ağartılacak kumaş sonrasında bu işlemler denenebilir.
3-) Boyanacak kumaşın daha çok pamuk, yün veya naylon olması gerekir. Polyester ve akrilik kumaşlar için daha özel boyalar ve daha yüksek sıcaklıklar gerekebilir.
4-) Ceket, mont,  palto ve kot pantolanlar için çamaşır makinesi olumlu sonuç verebilir ancak daha çok elde boyama tavsiye edilir. Elde boyama için yazımızın sonunda bilgi verdik.
5-) Boyama sırasında kesinlikle eldiven kullanılmalıdır ve boyanın temas edebileceği yer gibi zeminlere gazete örtülmesinde fayda vardır.

6-) ÖNEMLİ: Koyu renkli kumaşların gerek orjinalleri, gerekse boyanmışlarında görülen en önemli sorun renk atmasıdır. Bazı kaynaklarda, yeni alınan bir elbisenin veya boyama işlemi tamamen bittikten sonra ( fiskeleme işlemi dahil ) eski bir elbisenin, 2-3 saat biraz fazlaca tuzlu ve fazlaca sirkeli suda bekletilmesi tavsiye edilmektedir. Bunun amacı ise rengi tamamen sabitlemektir. Tabi bu yöntemin; kot, keten, pamuk, yün ve naylon gibi kumaşlarda başarılı olacağı kanaatindeyiz.
7-) Makinanızın deterjan gözünün boyanmasını istemiyorsanız toz kumaş boyasını ayrı bir plastik şişe veya kapta su ile karıştırıp makinanın içine yerleştirebilirsiniz.

Evde Çamaşır Makinasında Kumaş Boyama ve Kot Boyama Nasıl Yapılır?

1-) Eğer boyayacağınız kumaş hassas bir kumaş değilse çamaşır makinasının sıcaklığı 80-90 dereceye getirilir. Eğer hassas bir kumaşsa, duruma göre 50 ile 70 derece arasındaki bir sıcaklık tercih edilir.

2-) Eğer ceket, mont, kaban, kot pantolon gibi kalın kumaştan yapılmış giysiler boyanacaksa boya miktarı biraz arttırılabilir. Ancak ince kumaşlı ürünler için boya miktarı az tutulabilir.

3-) Kalın bir kumaş boyanacaksa bir paket kumaş boyası, ince bir kumaş ise yarım paket kumaş boyası bir bardak kaynar vaziyette olan sıcak su içinde eritilir ve içerisine bir çay kaşığı tuz ve bir yemek kaşığı sirke atılır ve bardak içindeki boya ile birlikte iyice karıştırılır. Daha sonra ise elde edilen boya çamaşır makinasının deterjan gözüne dökülür ve yumuşatıcı gözüne ise renk sabitleyici ( fiske ) eklenir.

4-) Elbise çamaşır makinesine atılır ve makine ön yıkamasız çalıştırılır ve yıkama işlemi bittikten sonra eğer boya kalıntısı varsa elde iyice durulanarak asılır.

Boyama işleminden sonra makine bir kere boş vaziyette çalıştırılır. Nedeni ise içinde kalan boya artıklarının, bir sonraki çamaşır yıkamanızda elbiselere geçmemesi içindir.

Elde Kumaş Boyama ve Kot Boyama Nasıl Yapılır?

Kont pantolon, mont ve ceket boyama için için daha çok elde boyama tavsiye edilir. Bunun için giysi, bir kova sıcak su içerisine daldırılır ve iyice ıslatılır, bu aşamada kesinlikle kuru yer kalmamalıdır. Bunun için kova içinde iyice karıştırılır ve bir süre bekletilir. Daha sonra bir bardak ılık su içinde bir paket kumaş boyası iyice eriyene kadar karıştırılır. Elde edilen boya ise bir kova sıcak su içerisine eklenir. Üzerine fiske ( sabitleyici ) eklenir.

Ellerin boyanmaması için geri kalan işlem eldivenle yapılmalıdır. Giysi, bulunduğu kovadan çıkartılır ve boya içerisine daldırılır ve iyice karıştırılır. 4-5 dakika kadar, boyanın iyice emilmesi için karıştırma işlemine devam edilir. 2 saat kadar, giysi boya içerisinde bekletilmeli ve bu 2 saatlik süre zarfında bir kaç kez giysi boya içinde iyice karıştırılmalıdır. 2 saat geçtikten sonra, bir leğen içerisine sıcak su ve deterjan konur ardından giysi boya içinden çıkartılarak leğene alınır ve iyice boyasının akması sağlanır. Daha sonra giysi soğuk su ile iyice durulandıktan sonra kurumaya alınır.

Kumaş Boyası Markaları Hakkında Bilgiler:

En çok bilinen kumaş boyalarından birisi Viktoria marka kumaş boyasıdır. Bir paket fiyatı yaklaşık 2.30 TL (2016-2017 )dir. Bu bir paket rahatlıkla bir ceketi boyayabilir. Paket üzerinde de yazdığı gibi, ipek, yün, naylon ve pamuk kumaşları rahatlıkla boyar. Bu markanın ayrıca, renk sabitleyici fiske’leride bulunmaktadır. Victoria fiskelerin fiyatı ise 2,25 TL ( 2016-2017 yılı fiyatı ) kadardır. http://www.1organik.com

Hikaye

Büyük Mutasavvıf, İmam Şibli Hazretleri zamanında, Çok zengin bir fırıncı varmış. Bu fırıncı devamlı İmam Şibli Hazretlerinin muhabbetinden dem vurur, Ona olan hayranlığından bahseder, Onu ne kadar çok sevdiğini anlatır dururmuş… Fakat, parayı çok seven fırıncı bir kez olsun İmam Şibli Hazretlerini ziyaret etmeyi düşünmezmiş. Çünkü, kimseye güvenmiyor, yerine bırakacak adam olmadığını söyleyerek, zamanı ve fırsatı olmadığını mazeret gösterip duruyormuş.

İmam Şibli Hazretlerine yakın olan kişiler, fırıncının bu muhabbetinden aşkından bahsetmişler. Sizi görmeyi çok istiyor,ama yoğun işlerinden dolayı bir türlü fırsat bulamıyor,bu sebepten ziyaretinize gelemiyor demişler.

İmam Şibli Hazretleri;
─Madem o gelemiyor, biz onun yanına gidelim, diyerek fırıncının çalıştırdığı fırına gitmiş. “Allah rızası için yarım ekmek !” diyerek, fırıncıdan yarım ekmek istemiş. Fırıncı Öfkeli bir şekilde bağırmış:
─Utanmaz adam, sapasağlam adamsın. Dileneceğine git çalış. Her isteyene yarım ekmek versek, bu fırın iflas eder diyerek, dilenci kılığında gelen İmam Şibli’yi fırından kovmuş.
İmam Şibli sessiz, sedasız fırından ayrılmış. Olaya şahit olanlar, fırıncıya demişler ki:
─Sen ne yaptın, biliyor musun? Fırıncı söylenerek:
─Ne yapacağım, bu dilenciyi kovdum. Yanındakiler:
─Bu kovduğun kişi, yıllardır özlemiyle yanıp tutuştuğun İmam Şibli Hazretleridir. Git ve özür dile.
Fırıncı bu sefer baltayı taşa vurduğunu anlayınca, olanca hızıyla fırından çıkıp, İmam Şibli hazretlerinin peşine takılmış.İyice yaklaştıktan sonra:
─Aman efendi hazretleri, ben ettim siz etmeyin, affedin, zatı alinizi tanıyamadım. Eğer tanısaydım, hiç böyle davranır mıydım? Nolur, affedin, ne isterseniz yaparım diyerek, yalvarmaya başlamış.
İmam Şibli hazretleri gayet sakin,
─Seni bir şartla affederim, benim hatırım için Bağdat meydanında yüz altınlık bir ziyafet verirsen, affederim demiş. Fırıncı:
─Aman efendim, yüz altının sözü mü olur, zatı alinizin hatırı için bin altınlık bir ziyafet vereyim. Yeter ki siz beni affedin, demiş.
Beklenen gün gelmiş. Gerçekten fırıncı bin altınlık mükemmel bir ziyafet vermiş. İnsanlar yiyip içtikten sonra ağzı laf yapan birisi kemali edeple İmam Şibli Hazretlerine dönerek:
─Muhterem Efendim, İnsanlar cennetle müjdeleyecek, cehennemle korkutacak, bir sohbet irad etmenizi sizden bekliyorlar, demiş.
Bunun üzerine İmam Şibli Hazretleri ayağa kalkarak şunları söylemiş:
─Cennetlikleri bilmiyorum ama cehennemlik birisi varsa bu fırıncıdır !
Herkes pür dikkat dinlerken İmam Şibli devam etmiş:
─Allah rızası için yarım ekmek istedim, vermedi. Ama benim hatırım için bin altınlık bir ziyafet verdi. Eyyy aklı selim Müslümanlar! Bu nasıl müslümanlıktır?

Mayasız Katmer

2 su bardağı ılık su, yumurta ve tuz derin bir yoğurma kabında karıştırılır.

Üzerine azar azar un ilave edilerek yoğrulur ve ele yapışmayan bir hamur elde edilir.
İçine sürmek için, tereyağı eritilip sıvı yağ ile karıştırılır.
Hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler kopartılıp unlu düz bir zemin üzerinde tabak büyüklüğünde açılır.
Açılan bezelerin üzerine fırça yardımıyla tereyağlı karışımdan sürülür.
Rulo şeklinde yuvarlanıp spiral şekilde kıvrılıp hafif unlanmış tepsi üzerine dizilir.
Bütün bezeler bu şekilde hazırlanıp bitirilir.
Tepsinin üzeri temiz bir bezle örtülüp 10-15 dakika kadar dinlendirilir.
Dinlenen hamurlar tekrar unlanmış düz bir zemin üzerinde merdane yardımıyla açılır.
Teflon tava ocak üstüne alınıp kızdırılır ve ocağın ayarı kısılıp katmerler arkalı önlü çevrilerek pişirilir.
Bir yüzü pişince fırça yardımıyla üzerine tereyağlı karışımdan sürülür.
Diğer yüzü de pişince tabağa çıkartılıp fırçayla yağlanır, yağlama esnasında tavaya yağ değdirmemeya dikkat edilir.
Pişirilip yağlanan üst üste dizilir ve sıcak olarak servis edilir.
-alıntı-

Tartolet

cilekli-tartoletMalzemeler
2 su bardağı un
1 su bardağından bir parmak
eksik pudraşekeri
200 gram tereyağı
1 adet yumurta
İki buçuk paket (80′er gramlık )
bitter çikolata
2-3 çorba kaşığı krema
10-15 adet çilek
1 paket tart jölesi

Tartölet Yapılışı

Unu eleyip, pudraşekeri ile karıştırın. Tereyağı ve yumurtayı ilave edip yoğurun. Hamurdan küçük parçalar koparıp, merdaneyle tartölet kalıpları büyüklüğünde açın. Açtığınız hamurları yağlanmış tartölet kalıplarına yerleştirip, kabarmamaları için ortalarına yağlı kağıt ve bakliyat koyun. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirin. Yağlı kağıt ve bakliyatları alıp, 5-10 dakika daha pişirin.

Çikolatayı benmari usulü eritip, kremayla karıştırın. Çikolatalı kremayı tartöletlerin içine pay edin. 1-2 saat buzdolabında dinlendirin. Buzdolabından alıp, üzerine çilekleri/ meyveleri yerleştirin. Tart jölesini üzerindeki tarife göre hazırlayın. Çileklerin üzerine dökün. Donduktan sonra servis yapın.

-alıntıdır-

Kabağın Sahibi

Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:
- “Vur usturayı berber efendi!” der.
Berber, dervişin saçlarını kazı
maya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın …mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
- “Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!” diye kükrer.
Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden.
Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
- “Kabak aşağı, kabak yukarı!..”
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:
- “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- “Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!